4/9/2006 - Altı Çizili Satırlar
Bugün yazmayı düşündüğüm başka bir konu vardı. Fakat bir sayfaya yaptığım ziyaret belleğimde farklı çağrışımlar yaptı. Kitaplığımın rafında duran ve uzun zamandır unuttuğum bir kitap; okuduğum o yazı üzerine yeniden hatırıma geldi.
Kitap Nazan Bekiroğlu'nun "Mor Mürekkep" isimli eseri. Kitabı elime aldım nasılda sararmış olduğunu fark ettim, sarı yaprakların da yılların izi vardı sanki . İçini açınca gözüme ilk çarpan ikinci sayfasında bulunan tarih oldu. aldığım günün tarihini atmışım: 01.06.2000......
Kitabın evvela adına ve kapağına vurulmuştum. İçindeki denemeleri de okuyunca koca bir yaz yanımdan hiç ayırmamıştım. Trafiği hep sıkışık olan güzel İstanbulum'da az mı otobüslere binmişti benimle? Otobüs bir türlü yol alamazken, yanımda ki dostum olmuştu.
Kitabın bir çok satırının altını çizmişim. hani sorsalar -mor mürekkep adlı eserde neler vardı diye. sanki hatırlamazmışım gibi gelirdi. ama altı çizili satırları okunca aslında bir çoğunu unutmadığımı kafamın bir yerine not edip günlük hayatımın bir parçası haline getirdiğimi fark ettim. Kitaptan altını çizdiğim bir bölümü buraya almak istedim:
"Verin kitaplarınızı arkadaşlarınıza, sevdiklerinize, dostlarınıza (satır altları cizili nüsha sizde kalsın.) Başlasın satırların altlarını çizmeye. Sonra karşılaştırın sizinkiyle. Eğer altı çizili satırlarınızın en az dörtte dördü birbirini tutmuyorsa terk edin onu. Ya da izin verin o sizi terk etsin.
Bırakın sevdiklerinizi, dostlarınızı bir yana, kendinizi sağlayın zamanın tezgahında. Siz. Bakalım siz misiniz? Alın elinize bir yıl evvel okuduğunuz bir kitabı. başlayın yeniden çizerek okumaya. Bitirdiğinizde eğer, satır altları çift çizgiyle çizilmiş oluyorsa siz o bir yıl önce ki sizsiniz demektir. Yok eğer tek çizgiler uzanıyorsa satır altlarında, siz o bir yıl evvel ki siz değilsiniz."(s.94)

Kitaplarımı arkadaşlarıma vermekten çekinmiyorum (kimi zaman geri gelmediği olsa bile).Bana göre kitabı her okuyan kendinden bir iz bırakıyor. Satırlarının altını çizmesi, küçük bir not yazması yada sayfasının bir köşesini kıvırması daha önce okuyanların küçük yansımaları . Tıpkı Necip Fazıl'ın "Otel Odaları" şiirinde dediği gibi;
"Gelip geçen her yüzden gizli bir akis kalmış;
Küflü aynalarında, küflü aynalarında."
Eski bir kitap yenisine nazaran daha güzeldir benim için. Ona baktığımda yaşanmışlığı görürüm. Kimbilir belki de tarihçi olduğum için böyle düşünüyorumdur. Nede olsa bizim işimiz hep eskilerle. ama eski bir dost daha iyi değil midir yenisine göre? tıpkı eski bir kitapta yada eski bir sokak ta olduğu gibi.
|