istanbul zamanı

30/7/2007 - taşınma (adres değişikliği)

Yaklaşık bir yıl önce blog tutmaya başladım. Bir yıl içinde gidip gördüklerimi, birazda kendimi yazmaya çalıştım. Böylece gezmelerimi başkaları ile de paylaşmış oluyordum. Zaman içerisinde hoş dostluklar kurduk burada.. Ne var ki bir süreden beri blogcu.com’a girme konusunda bir hayli problem yaşar hale geldik. Özellikle son bir haftadır bloga hiç giremez oldum.

Burada yazmak hayatım için bir farklılık ve nefes alma ikanı sağlıyor , ne var ki son haftalarda yazma isteğim blog.com da ki  bakım çalışmaları sebebiyle sıkıntılı bir hal almaya başladı. Bu nedenle taşınma kararı aldım. Ayrıca blogspotta ki sayfada yayınlanan fotoğraf kalitesinin daha yüksek olduğunu fark ettim. (çok fotoğraf yayınlayan biri olduğum için bana göre önemli bir ayrıntı) İlk gözağrım olduğu için bir garip hissettim kendi lakin şu anki şartlar dahilinde en uygunu buymuş gibi geldi. Yazılarım olduğu gibi arşiv niteliğinde kalacak. Arkadaşlarımı zaten düzenli olarak ziyeret etmeye devam edeceğim.

 

Arkadaşlarımın  da orada beni yalnız bırakmayacağını biliyorum.

 

 

yeni adresim;

www.beyazkedi.blogspot.com

 

 

 

Yorum (10) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

26/7/2007 - ağlama kedicik

Kategori: kedinin_gunlugu

                                 img256/1232/dscn2694nl6.jpg

 

Öyle sıcak ki havalar eve sığamaz olduk. Tek kurtarıcımız teras. Hiç olmazsa sabahları, akşamları serin oluyor rüzgar esiyor. gerçi biz işi biraz abarttık ve ütüyü bile terasta yapar hale geldik. bir sepet ütü beni bekliyor terasta. hadi bakalım kolay gelsin bana.

 

Annem, bugün memlekete gidecek sabah abim işe giderken kendine engel olamamış ve sarılıp ağlamış. bakalım ben kendime engel olabilecek miyim. Abime göre biraz daha güçlüyümdür. ama şimdiden gözlerim dolu dolu. Annem de üzülüyor ama belli etmemye çalışıyor. kaç yaşınıza geldiniz olmaz ki böyle diyor.

 

 

haklı olmaz ki böyle 

 

Ama oluyor işte

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

25/7/2007 - küçük çamlıca'da piknik

Kategori: kedinin_gunlugu

                 img514/1201/dscn2693ea2.jpg

 

Acelece karar verildi. Hadi gidelim dendi ve gidildi. Küçük Çamlıca'da akşam çayı içildi. Pek mükellef olmayan piknik soframız her birimize yetti.

  

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

21/7/2007 - sorgulama

Kategori: kedinin_gunlugu

Yılların birikimi. Dolaplarda kapalı kalmış bir dolu eşya. Darmadağınığım. Silkelenmek toparlanmaya çalışmak. Yaramaz, yanımdan hiç ayrılmayan ve ilk defa beni gerçekten sevdiğine inandığım bir canlı; kedim….

Ne  zaman çekildiğini hatırlamadığım fotoğraflar. Fotoğraflar da kim olduğunu unuttuğum insanlar. Daha sert olduğum zamanlar. Ne kadar az gülermişim.

 

****************************************************************************************

Öyle dağınık ki her yer nasıl düzenleyeceğimi bilmiyorum. Halı kalkmış, kitaplar bir tarafa yığılmış, neyi nereye koyacağım belli değil. bu hali hoş değil ama ne şekilde olacağına karar veremedim.

 

*****************************************************************************************

Vazgeçmek mi; çabalamak,uğraşmak mı? İnat etmeli ve tuttuğumu kopartmalı mıyım? Ne istediğimi biliyorum. Ama ya gerçekleşmez ise işte o zaman ne olacak ne halde olacağım?   Dualarım kabul olur mu Allahım ? ne olur kabul olsun.

****************************************************************************************

Aklımın en çok çalıştığı zamanlar elimin iş tuttuğu zamanlar. Bir dolu fikir. İstekler hayaller.

 

****************************************************************************************

Nasıl oluyor da en kritik zamanda en kritik kararı vermem gerekirken ben hep yanlış olanı seçiyorum. Nasıl başarıyorum bunu. Bu da bir yetenek olsa gerek.

 

**************************************************************************************

Kendimle başbaşa kalmamalıyım. Beni çalışmak kurtarır ancak. Zaten o yüzden sevmiyorum ya tatilleri.

**************************************************************************************

Daha aramadı olcay. Gidip gezelim bari. Ufukta görünen yer "Durusu"..... Hiç gitmedim. Bakalım nasıl bir yermiş.

 

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

17/7/2007 - Maşukiye

img507/1268/dscn25811hd7.jpg

 Olcay arayarak hadi yarın biraz gezelim dedi. Eeee dedim nereye gidiyoruz. Aynı yerlere gitmekten sıkıldım, yeni yerler istiyorum. Maşukiye’ye  gideceğiz dedi. Konuşmamızın ardından hemen neti kolaçan etmeye başladım nedir neresidir bu Maşukiye diye.

Evvela Maşukiye Sapanca gölü yakınlarında Kocaeli’ne bağlı bir belde. Maşuk “aşık olunan kişi” demek. Yerlilerine göre beldelerinin güzelliği ile gelen herkes buraya aşık olurmuş. Hakikaten de beğenilmeyecek gibi değil. aşık olmasak bile çok çok güzel bulduğumuzu  belirtmem gerekli.

Ertesi gün öğlen saatlerinde beş kişilik grup olarak piknik malzemelerimizi, termosta çayımızı alarak (çaysız kesinlikle olmaz ) yola koyulduk. Güle oynaya Adapazarı – İzmit yoluna girdik. (Her ne kadar günümüz popüler müziğini beğenmiyor olsam da kalabalıkta el çırparken çok iyi geldiğini söylemeliyim.) İlk defa gittiğimiz ve Olcay’la bir dolu kaybolma maceramız olduğu için harita elimizde yol almaya devam ettik. Yol biraz uzun olunca anneler siyaset meselesi ve kime oy vereceklerinden girip;  gelin kaynana meselesine kadar geldiler. Bu sırada İstanbul’dan çok uzaklaşmış İzmit körfezini geçmiştik bile. Derken önümüzde koskocaman olmasa bile orta ölçekli bir dağ belirdi. Yemyeşil ormanın görünmüş olması kendimizden geçmemizi sağladı. Dağa tırmanışa geçtik. Fakat yolu şaşırdığımız için asıl piknik alanlarının  olduğu yere değil kayak yapılan merkeze doğru ilerlemeye başladık. Gerçi hiç birimiz şikayetçi olmadık çünkü muhteşem manzaramız bir an bile bizi bırakmadı. Bir tarafta İzmit körfezi diğer tarafta ise sapanca gölü iki koldan göz ziyafeti sundular.

img507/2534/dscn25831vi7.jpg

            kenarda görünen mavilik sapanca gölü :)

 

Karnımızın acıkmış olması ile piknik için uygun bir alan aramaya koyulduk. Biraz zorlansak ta güzel düzlük bulabildik. Lakin bir hayli kalabalığı vardı bu piknik alanının. Neyse diyerek kurulduk soframıza çayımızı ince belli bardaklara doldurarak serin dağ havasını iliklerimize kadar hissederek yudumladık.

                    

Az yemek, çok gezmek düsturuyla harekete geçtik toplayıverdik eşyalarımızı. Elimizde meyvelerimiz, tepelerden güzel manzarayı seyreyledik. Ardından Maşukiye’nin merkezine indik. Mangalcıların yanından geçtik. İyi ki yukarılarda temiz temiz piknik yaptık diye geçirdik içimizden çünkü asıl piknik alanı dumana boğulmuştu. Bir tarafta kırmızı et diğer tarafta beyaz et kokuları birbirine karışmış durumda idi.

img507/3085/dscn2614pv5.jpg

                     taze taze alabalık diye işte buna denir :)

 

Attığımız küçük bir turun ardından Maşukiye’nin alabalığı ile ünlü olduğunu öğrendik oldukça uygun bir fiyata canlı alabalık aldık. Ne olsa balığın tadı bir başka.

img507/182/dscn2606gx8.jpg img507/8278/dscn2623qu4.jpg

                                                                        selender

 

Değişik tipte yapılar gördük. Meğer bunlar Karadeniz bölgesinde yaygın olarak kullanılan bir yapı türü imiş. Dört kalas üstüne oturtulmuş. “Selender” adı verilen küçük odacıklar. Yerden yukarda yapılmasının sebebi fare gibi hayvanları uzak tutabilmek içinmiş.

Yavaş yavaş güneşin batmaya başlaması dönüş zamanımızın geldiğini bize hatırlattı. Geride güzel hatıralar bırakarak evimize doğru yöneldik. Lakin bu pek sakin bir dönüş olmadı çünkü yine kaybolduk. Bilmediğimiz sokaklara girdik. Çıkana kadar bir hayli uğraştık ama olsun. Kaybolmayı da seviyorum ben .

 

 

Yorum (8) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->
---

beyazkedim hakkında

istanbul 'a dair...

Kategoriler

--- ---